WWF Türkiye: Ormanlar Karbon Deposu Değil, Yaşayan Ekosistemlerdir

WWF Türkiye, ormanların karbon yutak alanı olarak değerlendirilmesinin ekosistem bütünlüğüne zarar verebileceğini vurguladı.

WWF Türkiye, orman ekosistemlerinin çok yönlü katkılarıyla iklim değişikliğiyle mücadelede kritik bir rol üstlendiğini vurguladı. Kurum, karbon yutak alanları olarak tanımlanan bölgelerin, doğal süreçlerle oluşmuş, katmanlı ve kendi kendini sürdüren ekosistemlerin yerini tutamayacağını ifade etti. Bu bağlamda, iklim politikalarının kısa vadeli karbon kazanımlarına odaklanmak yerine, uzun vadeli ekosistem bütünlüğünü gözetmesi gerektiği belirtildi.

WWF Türkiye, sosyal medya hesapları aracılığıyla TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu’nda kabul edilen kanun teklifiyle ilgili olarak “karbon yutak ormanları” oluşturulmasının ve mevcut ormanların karbon piyasasında değerlendirilmesi planlarının eleştirildiği bir değerlendirme paylaştı. Bu değerlendirmede, doğa temelli çözümlerin ekosistem bütünlüğünü ve biyoçeşitliliği korurken iklim adaletini sağlamak için gerekli olduğu vurgulandı.

Orman ekosistemlerinin, iklim değişikliğiyle mücadelede karbon tutma kapasitelerinin yanı sıra, biyoçeşitliliğin korunması, hava, su ve toprak kalitesinin iyileştirilmesi gibi çok yönlü katkılar sağladığı ifade edildi. Değerlendirmede, doğanın iklim değişikliğiyle mücadelede en önemli müttefikimiz olduğu hatırlatılarak, ormanların yalnızca karbon deposu değil, yaşayan ekosistemler olduğuna dikkat çekildi.

WWF Türkiye, deniz ve kıyı ekosistemleri gibi biyolojik çeşitliliği yüksek olan alanların, yerli olmayan türlerden oluşan tek tip ağaçlandırma alanlarına göre daha dirençli karbon depoları olduğunu belirtti. Kurum, karbon yutak alanı olarak üretilen alanların, doğal süreçlerle oluşmuş, çok katmanlı ve kendi kendini sürdüren ekosistemlerin yerini tutamayacağına dikkat çekti.

WWF Türkiye, ayrıca hızlı büyüyen ve tek tip ağaç türleriyle oluşturulan “karbon tarlalarının” yerel biyoçeşitliliğe zarar verdiğini, su rejimini bozduğunu ve yangın riskine karşı direnç göstermediğini vurguladı. Emisyon Ticaret Sistemi’ne (ETS) dahil edilen karbon giderim kredilerinin, şirketlerin karbonsuzlaşmaya yatırım yapmak yerine mevcut düzenlerini sürdürmelerine ve yeşil yıkamaya yol açabileceği ifade edildi. Sonuç olarak, iklim politikalarının kısa vadeli karbon kazanımlarından ziyade uzun vadeli ekosistem bütünlüğünü gözetmesi gerektiği vurgulandı.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu