Avrupa, Türk Tarım Ürünlerine Denetimlerini Artırdı
Avrupa Birliği, Türk tarım ürünlerine yönelik denetim oranlarını artırarak gıda güvenliği standartlarını sıkılaştırdı.
YENER KARADENİZ/İSTANBUL
Türkiye, yıllardır “en kaliteli meyve ve sebzenin ihraç edildiği” iddialarıyla öne çıksa da, Avrupa Birliği’nin son kararları, Türk tarım ürünlerinin gıda güvenliği performansını sorgulatan bir tablo ortaya koyuyor. Avrupa Komisyonu, Türkiye’den ihraç edilen tarım ürünlerine yönelik gıda güvenliği denetimlerini son bir yıl içinde önemli ölçüde artırdı. 18 Temmuz 2025 tarihinde kabul edilen 2025/1441 sayılı Uygulama Tüzüğü ile pestisit kalıntıları nedeniyle Türk domatesleri artırılmış kontroller kapsamına alındı. Ayrıca, Ocak 2026’da kabul edilen 2026/194 sayılı düzenleme ile aflatoksin bulguları nedeniyle Antep fıstığı ve ürünlerine yönelik kontrol oranı da yüzde 50’ye yükseltildi.
Böylece, kuru incir ve kimyonla birlikte dört önemli ihraç ürününde sınır kontrolleri belirgin şekilde artırılmış oldu. Bu kararlar, ithalat yasağı anlamına gelmese de, daha fazla sevkiyatın laboratuvar analizine tabi tutulması, resmi sertifika zorunluluğu, sınır kapılarında bekleme sürelerinin uzaması ve ilave analiz maliyetleri nedeniyle ihracatçılar açısından önemli bir yük oluşturuyor.
Denetim Sürekliliği
AB’nin uygulamaları yeni değil. Avrupa Komisyonu, 2019/1793 sayılı Uygulama Tüzüğü ile üçüncü ülkelerden ithal edilen, gıda güvenliği açısından risk taşıyan ürünler için “artırılmış resmi kontrol” sistemini hayata geçirmişti. Bu sistem kapsamında üye ülkelerde yapılan sınır kontrolleri ve Hızlı Alarm Sistemi (RASFF) bildirimleri düzenli olarak analiz ediliyor. Elde edilen sonuçlara göre ürünler listeye ekleniyor, kontrol oranları artırılıyor, azaltılıyor veya tamamen listeden çıkarılıyor. Komisyon bu listeyi en az altı ayda bir güncelleyerek, ürünlerde tespit edilen uygunsuzlukların devam etmesi durumunda denetim oranlarının daha da yükselmesine yol açabiliyor.
Domatesin Kontrol Oranı Artıyor
18 Temmuz 2025 tarihli düzenleme, Türkiye açısından en dikkat çekici değişikliği domateste getirmiştir. Komisyon, pestisit kalıntıları nedeniyle Türkiye menşeli domatesleri ilk kez artırılmış kontrol kapsamına aldı. Ağustos 2025’ten itibaren AB sınırlarına ulaşan Türk domatesi sevkiyatlarının yüzde 20’si kimlik doğrulaması ve fiziksel kontrole tabi tutulmaya başlandı. Kontroller sırasında gerekli görülmesi halinde ürünlerden numune alınarak laboratuvar analizleri yapılmakta ve analiz sonuçları çıkıncaya kadar sevkiyatlar bekletilebilmektedir. Uygunsuzluk tespit edilmesi halinde ise ürünler geri çevrilebiliyor, imha edilebiliyor veya ihracatçı ülkeye iade edilebiliyor.
Diğer Ürünlerdeki Denetim Artışı
AB’nin denetimleri yalnızca domatesle sınırlı değil. Kuru incir ve kimyon daha önce de özel ithalat koşullarına tabi ürünler arasında yer alıyordu. Ancak mevcut düzenlemeler, bu ürünlerde yüksek kontrol seviyesinin devam ettiğini göstermektedir. Kuru incirlerde aflatoksin ve okratoksin A riski nedeniyle sevkiyatların yüzde 30’u kontrol ediliyor. Kimyon tohumlarında ise doğal toksin grubundaki pirolizidin alkaloidleri nedeniyle kontrol oranı yüzde 50 seviyesine ulaşmıştır. Bu ürünlerde yalnızca sınır kontrolleri değil, resmi analiz raporları ve sağlık sertifikaları da zorunlu tutulmaktadır. Ocak 2026’da yürürlüğe giren yeni düzenlemeyle Türkiye menşeli Antep fıstığı ve Antep fıstığı ürünleri de aflatoksin bulgularının devam etmesi nedeniyle yüzde 50 kontrol oranına çıkarılmıştır. Aynı uygulama, ABD menşeli olup Türkiye üzerinden AB’ye sevk edilen Antep fıstıkları için de geçerli hale gelmiştir. Türkiye, kuru incirden 369,8 milyon dolar, domatesten yaklaşık 400 milyon dolar, Antep fıstığından ise 178,2 milyon dolarlık ihracat geliri elde etmektedir. Bu üç üründe ihracatın önemli bir kısmı da AB ülkelerine yapılmaktadır. Öte yandan, greyfurt, yapılan kontrollerde uyumun artması üzerine artırılmış kontrol listesinden çıkarılmıştır.
Türkiye, En Çok Bildirim Alan Ülke
Avrupa Komisyonu’nun yayımladığı 2025 Alert and Cooperation Network (ACN) Raporu, Türkiye açısından dikkat çekici veriler içermektedir. Rapora göre, 2025 yılında meyve ve sebzelerle ilgili bin 572 bildirim yapılmış ve bunların yüzde 67’si insan sağlığı açısından olası risk taşıyan bildirimler olarak sınıflandırılmıştır. Bildirimlerin yüzde 59’unu pestisit kalıntıları oluştururken, en fazla bildirime konu olan ürünler arasında biber, domates ve turunçgiller bulunmaktadır. En sık tespit edilen pestisitler ise chlorpyrifos, acetamiprid ve formetanate olmuştur. Mikotoksin kaynaklı bildirimlerde ise özellikle kuru incirde aflatoksin ve okratoksin A öne çıkmaktadır. Türkiye, üst üste ikinci yıl meyve ve sebzeye ilişkin bildirimlerde en fazla adı geçen menşe ülke olmuştur. Özellikle incir, turunçgiller ve biber ürün gruplarında yoğun bildirim yapılırken, komisyon bu durumun kısmen Türk ürünlerine zaten uygulanan yüksek kontrol oranlarından kaynaklandığını vurgulamıştır.
Sektör Temsilcilerinin Görüşleri
Ege Yaş Meyve Sebze İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Hayrettin Uçak, Avrupa Birliği’nin Türk domatesine yönelik denetim oranını artırmasını olumlu bir gelişme olarak değerlendirdi. Uçak, “Denetlesinler, sıkıntı olmaz. Eğer bir eksiğimiz varsa biz de görür, kendimize çeki düzen veririz” dedi. Ege İhracatçı Birlikleri Kuru Meyve Sektör Kurulu Başkanı Şemsettin Bayram Özgür ise, AB’nin kuru incirde denetim oranının yükseltmesinin ihracatçı üzerinde önemli bir maliyet ve zaman baskısı oluşturduğunu belirtti. İstanbul Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Kazım Taycı ise, AB’nin Türk tarım ürünlerine yönelik denetim ve kısıtlamalarında çifte standart uygulandığını düşündüklerini ifade etti. Taycı, “Türkiye, Avrupa’nın kaliteli ürün tedarik ettiği en önemli ülkelerden biri olmasına rağmen uygulanan kriterlerin hakkaniyetli olmadığını düşünüyoruz” dedi.




