Sanayiden Türkiye Varlık Fonu’na Ortaklık Çağrısı

İSO Başkanı Bahçıvan, Türkiye Varlık Fonu’nun sanayi için stratejik bir ortak olarak konumlanmasını istedi.

MERVE YİĞİTCAN

İstanbul Sanayi Odası (İSO) Şubat ayı olağan meclis toplantısı, “Değer Yaratma, Stratejik Yatırımlar ve Sürdürülebilir Kalkınma Açısından Türkiye Varlık Fonu’nun Üretim Hayatımız Açısından Önemi” temasıyla gerçekleştirildi. Toplantıda Türkiye Varlık Fonu Genel Müdürü Arda Ermut da yer aldı. İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, açılış konuşmasında sanayinin hala düşük ve orta-düşük teknolojiye dayalı bir yapıda olduğunu belirtti. Bahçıvan, sanayinin uzun yıllar boyunca önemli bir sektörü desteklemesine rağmen, son dönemde sıkı para politikaları ve dövizdeki artış gibi nedenlerle rekabet gücünde sorunlar yaşandığını ifade etti. Bahçıvan, bu sorunların üstesinden gelmek için teknoloji açığını kapatmanın ve yüksek katma değerli bir dönüşüm sağlamanın şart olduğunu vurguladı.

Bahçıvan, sanayideki dönüşümün yalnızca özel sektörün imkanlarıyla gerçekleştirilemeyeceğini dile getirerek, yüksek teknoloji yatırımlarının doğası gereği sermaye yoğun olduğunu ve başlangıç aşamasında yüksek risk taşıdığını belirtti. Bu nedenle, kamu ve özel sektör işbirliğine dayalı bir çerçeveye ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.

Stratejik Ortaklık Vurgusu

Türkiye Varlık Fonu’nun 2024 yılında 360 milyar dolara ulaşan varlıklarıyla dünyanın en büyük 10 varlık fonu arasında yer aldığını hatırlatan Bahçıvan, sanayinin Varlık Fonu’ndan beklentilerini şöyle sıraladı: “Varlık Fonu, özel sektörün yerine geçmeyen, ancak onunla birlikte hareket eden, riskleri paylaşan ve uzun vadeli dönüşümü mümkün kılan bir stratejik aktör olmalıdır. Özellikle büyük ölçekli yatırımlarda, özel sektörün üstlenmekte zorlandığı risklerin paylaşılması büyük önem taşıyor. Sanayimizin hedeflerinden biri, stratejik sektörlerde ölçek büyütmek ve küresel ölçekte rekabet edebilen güçlü oyuncular yaratmaktır. Bu hedef doğrultusunda Türkiye Varlık Fonu’nun uzun vadeli bakış açısı, sanayimiz için önemli bir kaldıraç işlevi görecektir. İlk aşamada, ara malı üretim kapasitemizi artırarak tedarik zincirlerimizi yerlileştirmek öncelikli hedefimiz olmalıdır. Bu, yalnızca ithalat faturasını azaltmakla kalmayıp, sanayinin dış şoklara karşı dayanıklılığını artırmak açısından da kritik bir öneme sahiptir.”

Özel Sektörün Dinamizmi Desteklenmeli

Bahçıvan, sanayicilerin bir diğer beklentisinin yüksek katma değerli üretime yönelik dönüşüm sürecinde Türkiye’nin Ar-Ge kapasitesinin artırılması olduğunu belirtti. Varlık Fonu’nun dahil olduğu projelerde, yalnızca mevcut finansal getirilerin değil, gelecekteki rekabet gücünün de göz önünde bulundurulması gerektiğini vurguladı. Bahçıvan, “Tüm bu süreçlerin serbest piyasa ilkeleriyle uyumlu, özel sektörün dinamizmini destekleyen ve sürdürülebilirliği esas alan bir zeminde yürütülmesi büyük önem taşımaktadır. Türkiye Varlık Fonu’nun finansal kapasitesi ve stratejik vizyonu, dönüşüm sürecinde sanayimize güvenilir bir yol arkadaşı olabilir. Türkiye’nin sanayide nitelikli bir sıçrama yapabilmesi, kamu ile özel sektörün aynı vizyon etrafında buluşmasından geçiyor.” dedi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu