Medikal teknoloji inovasyonu Türkiye’de ivme kazanıyor
Boston Scientific Bölge Direktör Yardımcısı Neslihan Günsan Karaer, Türkiye’de medikal teknoloji inovasyonu, eğitim ve sağlık yatırımlarını anlattı.
Boston Scientific Bölge Direktör Yardımcısı Neslihan Günsan Karaer, Türkiye’de sağlık profesyonelleriyle yürüttükleri çalışmaları, medikal teknoloji inovasyonu alanındaki gelişmeleri ve şirketin toplumsal sorumluluk projelerini anlattı. Karaer, Türkiye’nin yanı sıra Afganistan, Azerbaycan, Gürcistan ve Pakistan’dan sorumlu bölgesel görevini sürdürürken Boston Scientific Türkiye organizasyonuna da liderlik ediyor.
Medikal teknoloji sektöründe 25 yılı aşkın deneyime sahip olan Karaer, kariyeri boyunca Türkiye, Orta Doğu, Orta Asya, Kuzey Afrika ve Avrupa’da farklı ticari liderlik ve genel yönetim görevleri üstlendi. Boston Scientific’e 2019’da Girişimsel Kardiyoloji Kıdemli İş Birimi Müdürü olarak katılan Karaer, daha sonra şirketin Türkiye Ülke Müdürü oldu. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Moleküler Biyoloji Bölümü mezunu olan Karaer, işletme yüksek lisansına da sahip.
Türkiye’de güçlü yerel yapılanma
Boston Scientific’in Türkiye’deki faaliyetlerinin 25 yılı aşkın süredir deneyimli yerel ekipler ve ülke çapındaki iş ortaklarıyla geliştirildiğini belirten Karaer, şirketin sağlık profesyonelleri ve kurumlarıyla yakın iş birliği içinde çalıştığını ifade etti. Kuruluşun Girişimsel Kardiyoloji, Kalp Ritmi Yönetimi, Periferik Girişimler, Endoskopi, Üroloji ve Nöromodülasyon gibi alanlarda ağırlıklı olarak minimal invaziv teknolojiler sunduğunu söyledi.
Karaer, yerel pazar bilgisi ile küresel bir medikal teknoloji şirketinin araştırma, geliştirme ve inovasyon gücünü bir araya getirdiklerini vurguladı. Boston Scientific’in dünya genelinde yaklaşık 59 bin çalışanla 127 ülkede faaliyet gösterdiğini ve teknolojilerinin her yıl yaklaşık 48 milyon hastanın tedavisine katkı sunduğunu aktaran Karaer, şirketin araştırma ve geliştirmeye yıllık yaklaşık 2 milyar ABD doları yatırım yaptığını belirtti.
Türkiye’deki iş modelinin doğrudan yürütülen faaliyetlerin yanı sıra güvenilir kanal iş ortaklarıyla kurulan iş birliklerine dayandığını anlatan Karaer, müşteri ilişkileri, klinik destek, eğitim ve hizmet sunumu alanlarında yerel deneyimden yararlandıklarını söyledi. Şeffaflık, etik değerlere uyum, kaliteli saha desteği ve müşteri hizmetleri standartlarının bu modelin temel unsurları olduğunu kaydetti.
Minimal invaziv tedaviler öne çıkıyor
Medikal teknoloji inovasyonu açısından gelecekte minimal invaziv tedaviler, dijital çözümler, yapay zekâ, veriye dayalı karar alma ve girişimsel tekniklerin belirleyici olacağını dile getiren Karaer, sağlık sistemlerinin artan hasta talebi, iş gücü baskısı ve finansal kısıtlarla karşı karşıya bulunduğuna dikkat çekti. Şirketin bu nedenle sağlık hizmeti sunucularıyla birlikte hem klinik sonuçları hem de operasyonel verimliliği geliştirecek çözümler üzerinde çalıştığını belirtti.
Karaer, elektrofizyoloji ve endoskopinin söz konusu dönüşümü güçlü biçimde yansıtan iki alan olduğunu ifade etti. Elektrofizyolojide, düzensiz kalp ritimlerinin kaynağını hedeflemek amacıyla kısa süreli elektrik enerjisi atımları kullanan Pulsed Field Ablation yönteminin öne çıktığını söyledi. Endoskopide ise gelişmiş doğrudan görüntüleme teknolojilerinin hekimlere karmaşık işlemler sırasında daha geniş ve net bir görüş sağlayarak tanı ve tedavi kararlarını desteklediğini aktardı.
Türkiye’de PFA ve endoskopi alanındaki gelişmiş doğrudan görüntüleme teknolojileri için yeni geri ödeme kodlarının oluşturulmasını önemli bir gelişme olarak değerlendiren Karaer, bu kodların birkaç yıl aradan sonra kullanıma açılan ilk iki yeni teknoloji geri ödeme kodu olduğunu belirtti. Bu sonucun bilimsel kanıtlar, paydaşlarla yürütülen çalışmalar ve sağlık profesyonelleriyle kurulan iş birlikleri sayesinde elde edildiğini ifade etti.
Karaer’e göre anlamlı inovasyon, yalnızca yeni bir teknoloji geliştirmekten ibaret değil. Asıl hedef, sağlık profesyonellerinin bu teknolojilere erişebilmesini ve uygun hastaların söz konusu çözümlerden yararlanabilmesini sağlamak.
Eğitim ve klinik iş birlikleri
Yeni medikal teknolojilerin güvenli ve etkili biçimde kullanılabilmesi için eğitimi inovasyonun ayrılmaz bir parçası olarak gördüklerini belirten Karaer, EDUCARE programı kapsamında hekim liderliğinde yüz yüze, uygulamalı ve dijital eğitimler düzenlediklerini söyledi. Programda hekimler arası deneyim paylaşımı ve bilimsel iş birliklerinin de önemli yer tuttuğunu aktardı.
Türk Kardiyoloji Derneği ile imzalanan anlaşma kapsamında Kompleks Koroner Girişim uygulamaları ve gelişmekte olan girişimsel tekniklere yönelik eğitimler, vaka temelli bilimsel çalıştaylar ve İstanbul’daki Institute for Advancing Science merkezinde gerçekleştirilebilecek ortak çalışmalar planlanıyor. Karaer, bu tür iş birliklerinin eğitim içeriklerinin gerçek klinik ihtiyaçlarla uyumlu kalmasına katkı sağladığını belirtti.
İstanbul’daki Institute for Advancing Science merkezinin Türkiye’den ve bölge ülkelerinden sağlık profesyonellerine yönelik bir eğitim ortamı sunduğunu anlatan Karaer, merkezde uygulamalı çalıştaylar, sanal gerçeklik, ileri görüntüleme ve simülasyon teknolojilerinden yararlanıldığını söyledi. Biyolojik ve biyolojik olmayan modellerin yanı sıra biyolojik materyallerle uygulamalı eğitim yapılmasına olanak tanıyan laboratuvar altyapısının da bulunduğunu aktardı.
Merkezdeki teorik ve simülasyon temelli eğitimin, uygun durumlarda çevredeki hastanelerde gözlemlenen veya desteklenen klinik vakalarla sürdürülebildiğini belirten Karaer, bu yapının eğitim ile gerçek klinik uygulama arasında daha kesintisiz bir geçiş sağladığını ifade etti.
Bilim ve toplum odaklı projeler
Boston Scientific’in “Yaşam için bilimi ileri taşıyoruz” yaklaşımının yalnızca medikal teknolojilerle sınırlı olmadığını söyleyen Karaer, şirketin Türkiye’de bilim, eğitim, esenlik ve çalışan gönüllülüğüne odaklandığını belirtti. Mustafa Öncel Ortaokulu’nda kurulan Boston Scientific Bilim Laboratuvarı’nın öğrencilerin bilim ve teknolojiyi uygulamalı biçimde keşfetmelerine imkân sunduğunu aktardı.
Karaer, Gülmek İyileştirir Derneği ile yürütülen proje kapsamında kanser tedavisi gören çocuklar için hastanelerde yaratıcı atölyeler düzenlendiğini söyledi. Projenin 200’den fazla çocuğa ulaşacak şekilde tasarlandığını, bugüne kadar 150’den fazla çocuğun atölyelere katıldığını ve çalışanların gönüllü olarak çalışmalara destek verdiğini belirtti.
Kendisini en çok motive eden unsurun geliştirilen çözümlerin hastaların yaşamındaki somut etkisini görmek olduğunu ifade eden Karaer, hekimler ve ekiplerle sahada doğrudan iletişim kurmanın ihtiyaçları daha iyi anlamalarını sağladığını söyledi. Sürdürülebilir başarının güçlü stratejilerin yanı sıra güvene, açık iletişime ve çalışanların gelişimini destekleyen bir kurum kültürüne dayandığını vurguladı.




