Almanya’da İşsizlik Düşerken Sanayi Neden Zorlanıyor?
Almanya’da işsizlik oranı düşerken sanayi üretimindeki daralma dikkat çekiyor. İstihdam verileri olumlu görünse de sanayideki sorunlar devam ediyor.
Almanya, makroekonomik stagflasyon sürecinde iş gücü piyasasında mayıs ayında beklenmedik bir esneklik gösterdi. Federal İş Ajansı’nın açıkladığı verilere göre, mevsimsellikten arındırılmış işsizlik sayısı, piyasa tahminlerinin aksine 12 bin kişi azalarak 2 milyon 950 bin seviyesine geriledi. Ancak bu olumlu gelişmeye rağmen, açık iş pozisyonları yıllık bazda 65 bin azalarak 700 binin altına düştü. Manşet işsizlik oranı %6,3 seviyesinde sabit kalırken, imalat sanayindeki kalıcı düşüş ile istihdam piyasası arasındaki yapısal uyumsuzluk giderek derinleşiyor.
Konjonktürel Dengesizlik ve Siparişlerdeki Düşüş
İstihdamdaki bu geçici artış, sanayi üretiminde sürdürülebilir bir büyüme trendinin başladığı anlamına gelmiyor. Federal İstatistik Ofisi’nin verilerine göre, sanayi siparişleri aylık %0,4, yıllık ise reel olarak %4,3 oranında geriledi. Federal İş Ajansı’nın yaptığı analizler, işsizlikteki düşüş eğilimine rağmen, konjonktürel bahar canlılığının bu mali yılda kayda değer bir ivme kazanamadığını ortaya koyuyor. Çok uluslu şirketler, yüksek lojistik maliyetleri ve Avrupa Merkez Bankası’nın %4,0 seviyesindeki yüksek borçlanma faizleri nedeniyle, operasyonel kadrolarını küçültmek yerine, agresif işe alım politikalarını askıya alarak mevcut durumu korumaya çalışıyorlar.
Enerji Maliyetleri ve İstihdamda Ayrışma
Alman sanayisinin maliyet yapısını olumsuz etkileyen enerji arz güvenliği krizi, fabrikaların rekabet gücünü azaltırken üreticileri savunma pozisyonuna itiyor. Doğal gaz tedarikinde yaşanan sorunlarla birlikte enerji yoğun sektörlerde, birim elektrik ve gaz maliyetleri, uluslararası rakiplerin %40 üzerinde seyrediyor. Ekonomi araştırma enstitüsü IFO’nun mayıs ayı İstihdam Barometresi de bu marj daralmasını doğruluyor. Endeks hafif bir artış göstererek 93,9 puana çıkarken, imalat sanayi alt endeksi 91,2 puanda kalarak firmaların insan kaynakları bütçelerinde kesintiye gideceğini işaret ediyor. Net istihdam yaratma eğilimindeki firmaların oranı %12’ye düşerken, kadro optimizasyonu planlayan firmaların oranı %28’e yükseldi.
İmalat Sanayinde Kırılma Riski ve Sermaye Çıkışı
Makro ihtiyati politikalar ve kısa çalışma ödeneği gibi teşvik mekanizmaları, sanayideki kronik rekabet gücü kaybını telafi etmekte yetersiz kalıyor. Almanya Bundesbank raporlarına göre, imalat sanayindeki toplam kapasite kullanım oranı, tarihsel ortalaması olan %86’nın çok altında, %79,4 seviyesine gerilemiş durumda. Büyüme modelini tamamen dışsal enerji girdilerine bağımlı hale getiren bir sanayi ekonomisinin, yalnızca iş gücü piyasasındaki bir aylık iyileşme ile resesyon fiyatlamasından kurtulması pek mümkün görünmüyor. Fabrikaların yüksek elektrik ve gaz tarifeleri, yapısal reformlarla sürdürülebilir seviyelere indirilmediği sürece, mayıs ayındaki bu istihdam verisi, reel sektörde kaçınılmaz hale gelecek toplu işten çıkarmaların önündeki zayıf bir engel olmaktan öteye geçmeyecektir.




