Gelişen Piyasalarda İyimserlik Devam Ediyor mu?
Gelişen piyasalarda iyimserlik sürerken, yatırımcılar seçici olmanın önemine dikkat çekiyor. Yapay zeka ve emtia yatırımları öne çıkıyor.
2025 yılında güçlü bir performans sergileyen gelişen piyasa varlıkları, 2026 yılına da hızlı bir başlangıç yaptı. Küresel büyümenin dirençli seyri, enflasyondaki istikrar ve daha disiplinli para politikaları, yatırımcıların dikkatini çekiyor. Ancak artık yatırımcılar, “herkese uyan” bir stratejiden ziyade daha seçici olmanın önemini vurguluyor. Bu bağlamda, yapay zeka yatırımları ve emtia bağlantılı sektörler öne çıkıyor.
Gelişen piyasa hisseleri, yılın ilk ayında kayda değer bir performans gösterdi. MSCI Gelişen Piyasalar Endeksi, bir ay içinde yaklaşık %9 oranında bir artış kaydederek, gelişmiş ülke piyasalarını önemli ölçüde geride bıraktı. Bu dönemde gelişmiş piyasa endekslerindeki artış ise %2 civarında kaldı. Ancak dikkat çeken bir nokta, yükselişin yalnızca yapay zeka temasıyla sınırlı kalmaması. Ülkeler arasında belirgin performans farklılıkları oluşmakta; örneğin, Güney Kore borsası yıl başından bu yana %20’nin üzerinde bir artış gösterirken, Hindistan piyasaları daha zayıf bir seyir izliyor. Bu durum, pasif değil, aktif ve seçici bir yatırım yaklaşımının gerekliliğini ortaya koyuyor.
Gelişen piyasaları destekleyen üç ana unsur dikkat çekiyor. İlk olarak, dünya ekonomisindeki ılımlı ama istikrarlı büyüme, gelişen ülkeler için sağlam bir zemin oluşturuyor. Zaman zaman politika kaynaklı dalgalanmalar yaşansa da genel tablo destekleyici bir görünüm sergiliyor. İkinci olarak, enflasyonun kontrol altına alınmasıyla birlikte birçok gelişen ülkede faiz indirimleri için bir alan açılmakta. Bu durum, hem tahvil hem de hisse piyasaları için olumlu bir gelişme olarak değerlendiriliyor. Üçüncü unsur ise küresel ticaretteki belirsizliklerin azalması; bu durum, sermaye girişlerini ve yerel para birimlerini desteklemekte. Ayrıca, “mega trendler” olarak adlandırılan yapısal faktörler de getirileri artıran unsurlar arasında yer alıyor.
Yapay zeka yatırımları, gelişen piyasalarda kritik bir rol oynamakta. Özellikle Güney Kore ve Tayvan gibi ülkeler, yapay zeka donanımı üretiminde küresel zincirin merkezinde bulunuyor. ABD merkezli büyük teknoloji şirketlerinin bu alandaki harcamalarını artırması, bu ülkelerin ihracat ve kârlılık görünümünü güçlendiriyor. Bunun yanı sıra, yapay zekanın ihtiyaç duyduğu bakır, nikel ve diğer endüstriyel metallerin büyük bir kısmı gelişen piyasalarda yer almakta. Tedarik kısıtları ve artan talep, emtia fiyatlarını yukarı çekerek Latin Amerika gibi bölgelerde ek bir destek unsuru yaratıyor.
Yatırımcılar açısından portföy tercihleri de dikkat çekici. Yerel para birimlerinde oynaklık riski nedeniyle, gelişen piyasalarda döviz cinsinden (hard currency) tahvillere yönelim artıyor. Özellikle yüksek getirili ihraççılarda seçici fırsatlar öne çıkıyor. Hisse senetleri tarafında ise yapay zeka yatırımlarından doğrudan faydalanan Asya teknolojisi, Çin’in yeni ekonomi alanları (otomasyon, düşük karbonlu enerji) ve küresel tedarik zincirlerinin yeniden şekillenmesinden yararlanan Meksika, Brezilya ve Vietnam gibi ülkeler dikkat çekiyor.
Sonuç olarak, 2025 yılında gelişen piyasalara güçlü bir getiri sağlayan temaların büyük bir kısmı 2026 yılında da geçerliliğini koruyor. Ancak piyasa içindeki ayrışma giderek artmakta. Bu nedenle yatırımcılar için en kritik unsur, doğru ülke ve doğru sektörü seçebilmek. Genel tabloya bakıldığında, gelişen piyasa varlıkları için iyimser bir duruş sürmekte. Ancak bu dönemde kazananlar, makro rüzgârlardan ziyade yapay zeka, emtia ve küresel tedarik zinciri dönüşümü gibi büyük temalardan beslenen varlıklara odaklananlar olacak.




