Ekonomide Bahar Havası: Güven Artıyor, İflaslar Devam Ediyor
Türkiye ekonomisi 2026’nın ilk günlerinde güven artışı yaşarken, iflaslar durmak bilmiyor. İflasların ardındaki gerçekler ortaya çıkıyor.
Türkiye ekonomisi, 2026 yılının ilk 50 gününde, sahadaki zorluklar ile kağıt üzerindeki iyimserlik arasında bir çelişki yaşıyor. Merkez Bankası’nın Şubat ayı verilerine göre, Reel Kesim Güven Endeksi (RKGE) sanayicilerin beklentilerinde bir iyileşme olduğunu gösteriyor. Ancak, mahkemelerden gelen iflas ve konkordato kararları, Anadolu’daki işletmelerin zor durumda olduğunu ortaya koyuyor.
Şubat 2026 verilerine göre, mevsimsellikten arındırılmış Reel Kesim Güven Endeksi 104,1 seviyesine çıkarak 100 olan iyimserlik eşiğini aştı. İhracat siparişleri ve önümüzdeki üç ay için üretim beklentilerindeki artış bu rakamı yukarı taşıdı. Ancak, sanayicilerin genel gidişat hakkındaki karamsar görüşleri dikkat çekiyor.
2026 yılının Ocak ayında 1.664 şirketin iflas ettiği bilgisi, sanayi sektöründeki iyimserliğin henüz nakit akışına yansımadığını gösteriyor. Kriz, yalnızca büyükşehirleri değil, Anadolu’nun her köşesini etkiliyor. Örneğin, Bursa ve İzmir’de tanınmış meyve ihracatçısı Alya Meyve, konkordato talebinin reddedilmesi üzerine iflas etti. Ayrıca, büyük bütçelere sahip elektrik firmaları Elitline ve Elitray ile Bursa’nın köklü yalıtım markası Kule Yalıtım da iflas bayrağını çekti.
Gıda ve tarım sektöründe de benzer sıkıntılar yaşanıyor. 18 şubesi ve 250 çalışanı bulunan Enburger (Yesen Burger) ve Konya’daki gübre-tohum tedarikçisi Hacıoğlu Hububat, borç yükünden kurtulmak için konkordato talebinde bulundu. İnşaat sektöründe ise Çırağın Group ve Yakup Haliloğlu Catering, mahkeme kararıyla konkordato mühletlerini uzattı, ancak mal varlıkları üzerinde sert koruma tedbirleri getirildi.
Finansman tarafında ise durum daha da endişe verici. Kurumsal krediler, tüketici kredilerinin yarı hızında büyüyor. Bu durum, özel sektörün geleceğe dair yatırım iştahını kaybettiğini ve şirketlerin kredi alacak teminatlarının kalmadığını gösteriyor. Borçlu şirketlerin oranı, bankaların kredi limitlerini kısıtlıyor.
Reel Kesim Güven Endeksi’nde üretim iştahı artarken, istihdam beklentilerinin düşmesi, iflas dalgasının en somut etkisi olarak öne çıkıyor. Şirketler üretim yapmayı planlasa da, artan maliyetler ve finansman zorlukları nedeniyle yeni personel alımından kaçınıyor. 2026 yılının geri kalanı, iyimser beklentilerin gerçek iflaslar karşısında ne kadar dayanabileceğini gösterecek.
Şubat 2026 itibarıyla Türkiye ekonomisindeki Reel Kesim Güven Endeksi yükselirken, bu durumun mikro düzeydeki yansımaları her bölgede farklılık gösteriyor. İflas ve konkordato dosyalarının coğrafi dağılımı, sanayi ve ticaretin merkezlerinde yoğun bir tıkanma yaşandığını ortaya koyuyor. İstanbul, 1.417 dosya ile en yüksek riskli şehir olarak öne çıkıyor. Ankara, İzmir ve Bursa ise otomotiv yan sanayi ve imalat kollarındaki daralma nedeniyle yüksek risk taşıyan iller arasında yer alıyor.
2026 yılında iflas artış hızının %2,8 seviyelerinde seyretmesi beklenirken, bazı sektörler bu ortalamanın çok üzerinde bir kırılganlık sergiliyor. Özellikle tekstil ve konfeksiyon, gıda üretim ve ihracat ile inşaat sektörleri, yüksek risk altında bulunuyor. Ekonomistlerin uyarılarına göre, işletme kredilerinde yaşanacak sadece 25 baz puanlık bir artış, iflas hızını yeniden %4-5 bandına taşıyabilecek kritik bir eşik olarak değerlendiriliyor. Türkiye’de konkordato anlaşmalarının doğrudan iflaslardan iki kat daha fazla olması, şirketlerin hala yaşama umudu taşıdığını ancak bu umudun banka kredi musluklarına bağlı olduğunu gösteriyor.




