Küresel Piyasalarda Doların Değeri Düşüşte

Küresel piyasalarda artan jeopolitik gerilimler doları etkiliyor. Doların değeri düşerken, Türkiye’de rezerv artışı dikkat çekiyor.

ABD ile İran arasındaki müzakerelerin başarısızlıkla sonuçlanması ve Hürmüz Boğazı’na yönelik alınan abluka kararı, küresel piyasalarda risk iştahını olumsuz etkiledi. Bu durum, petrol fiyatlarının sert bir şekilde yükselmesine neden oldu. Jeopolitik gerginliklerin artması, enflasyon baskılarını yeniden gündeme getirirken, ABD ekonomisi ve Trump yönetimi için durum giderek zorlaşıyor.

İslamabad’da gerçekleştirilen uzun müzakerelerden sonuç çıkmaması, taraflar arasında gerginliğin artmasına yol açtı. Yaklaşık altı haftadır devam eden çatışmaların ardından, taraflar 11 yıl aradan sonra ilk kez bir araya gelmişti. Ancak ateşkese rağmen kalıcı bir çözüm sağlanamadı. ABD, İran’dan nükleer silah geliştirmeyeceğine dair kesin taahhüt talep ederken, İran ise güven eksikliği, yaptırımların kaldırılması ve Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü koruma taleplerinden geri adım atmadı. Görüşmelerin başarısızlıkla sonuçlanmasının ardından, ABD Başkanı Donald Trump’ın Hürmüz Boğazı’na abluka talimatı vermesi, gerilimi daha da artırdı.

Artan enerji arzı endişeleri, petrol fiyatlarını yukarı çekti. Brent petrol fiyatı 103 dolara kadar yükselirken, küresel piyasalarda dolara olan talep arttı. Doların değer kazanmasıyla birlikte, EUR/USD paritesi 1,1670 seviyesine geriledi ve hisse senetlerinde satış baskısı oluştu. Güvenli liman olarak görülen altın, başlangıçta düşüş yaşasa da daha sonra toparlanarak 4,715 dolara yükseldi. Gümüş ise %4 civarında bir düşüşle 74 dolara geriledi.

Risk iştahındaki düşüş, hisse senedi piyasalarına da yansıdı. ABD vadeli endeksleri %1, Japonya %1, Güney Kore ve Hong Kong ise %1,5 değer kaybetti. Euro, Avustralya doları, Sterlin ve Japon yeni de değer kaybı yaşadı. Petrol fiyatlarının 100 doların üzerinde kalması, enflasyon beklentilerini artırırken, faiz indirim beklentilerini de erteledi. ABD’de Mart ayı enflasyonu %3,3’e yükseldi ve bu artışın temel nedeni enerji fiyatları oldu.

Trump yönetiminin savaş öncesi dönem hedefleri arasında düşük faiz ortamı, zayıf dolar ile rekabet avantajı ve düşük enerji fiyatları bulunuyordu. Ancak gelinen noktada, ABD 10 yıllık tahvil faizi son bir ayda 50 baz puan yükseldi, dolar endeksi son iki ayda %5 arttı ve dizel fiyatları 6 dolar/galon seviyesine ulaştı. Bu gelişmeler, mevcut ekonomik stratejinin ciddi şekilde sarsıldığını gösteriyor.

ABD’de tüketici güveni de önemli bir düşüş yaşadı. Michigan Tüketici Güven Endeksi, 1952’den bu yana en düşük seviyeye geriledi. Enflasyon bir ayda %2,4’ten %3,3’e yükseldi ve bu durum, yaklaşan seçimler öncesinde Trump yönetimi üzerindeki baskıyı artırıyor.

İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolü, küresel enerji arzını tehdit ederken, gıda ve enerji fiyatları üzerinden ekonomiyi baskı altına alıyor. Bu ortamda resesyon ve stagflasyon riskleri daha fazla gündeme gelmeye başladı. Analizler, ABD’nin savaşta mühimmat tüketmesi ve Çin ile Rusya’nın durumu uzaktan izlemesinin, küresel güç dengelerinde kaymalara işaret ettiğini vurguluyor. Napolyon’a atfedilen ‘Düşmanın hata yaparken onu engelleme’ stratejisinin geçerli olduğu ifade ediliyor.

Uzun vadede doların zayıflaması bekleniyor. Mevcut durum göz önüne alındığında, orta vadede doların yeniden zayıflaması, risk iştahının geri gelmesi ve altın, gümüş ile Bitcoin’in değer kazanması bekleniyor. Merkez bankalarının rezervlerde altına yönelmesi, doların küresel ağırlığını azaltan önemli bir trend olarak öne çıkıyor.

Türkiye’de ise savaşın başlangıcında TCMB rezervleri 70 milyar dolardan 8 milyar dolara gerilemişti. Ancak ateşkes sonrası bir günde 8 milyar dolarlık rezerv artışı görüldü ve net pozisyon 21,5 milyar dolara yükseldi. Bu gelişmeler, kur üzerindeki baskının sınırlı kalacağını ve USD/TRY için yıl sonu beklentisinin 52-53 bandında olduğunu gösteriyor.

Borsa İstanbul haftayı %9’luk bir artışla kapatırken, bankacılık endeksi %12 değer kazandı. CDS primi ise 330’dan 240 baz puana geriledi. Öte yandan Fitch, Türkiye’nin kredi not görünümünü ‘pozitif’ten ‘durağan’a çekti.

Macaristan’da Viktor Orbán, 16 yıl sonra seçimleri kaybetti. Yeni lider Peter Magyar’ın zaferi, AB ile ilişkilerin normalleşmesi ve reform sürecinin hızlanması beklentisini güçlendirdi. Küresel gelişmelerin gölgesinde, Goldman Sachs ve JPMorgan gibi büyük bankaların açıklayacağı bilançolar yakından takip edilecek. Türkiye’de ise bugün cari işlemler dengesi verisi izlenecek.

Küresel piyasalarda jeopolitik riskler, enflasyon baskısı ve para politikası belirsizliği öne çıkarken, yatırımcılar temkinli kalmaya devam ediyor. Ancak orta vadede doların zayıflaması ve riskli varlıklara dönüş senaryosu hâlâ masada.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu