İran Savaşı Sonrası Borsa Stratejileri ve Potansiyel Gelişmeler
İran Savaşı sonrası Borsa İstanbul’un potansiyel gelişmeleri ve stratejileri üzerine yapılan analizler.
Gedik Yatırım, İran Savaşı’nın etkilerini dört farklı senaryo ile değerlendirerek Borsa İstanbul’un (BİST100) geleceği hakkında önemli çıkarımlarda bulundu. Hürmüz Boğazı’nın kapanması sonrası küresel enerji ve emtia piyasalarındaki gelişmelerin, arzın kademeli olarak normalleşeceğini öngördüğü belirtildi. Ancak, jeopolitik risklerin sürmesi, enflasyon ve büyüme tahminleri üzerinde belirsizlikler yaratmaya devam ediyor. Türkiye ekonomisi açısından enerji fiyatlarının belirleyici bir rol oynamaya devam ettiği, enflasyon ve cari açık tahminlerinde yukarı yönlü revizyonların dikkat çektiği ifade edildi.
Analizde, enerji ve emtia piyasalarındaki jeopolitik riskler göz önünde bulundurularak dört farklı senaryo oluşturuldu. Bunlar arasında hızlı normalleşme, kademeli normalleşme, uzayan normalleşme ve arz şoku senaryoları yer alıyor. İlk iki senaryo toplamda %65 olasılıkla daha olumlu bir görünüm sunarken, kalan %35’lik kısmın daha riskli ve olumsuz bir tabloya işaret ettiği belirtiliyor.
“Hızlı normalleşme” senaryosunda, ateşkesin kalıcı hale gelmesiyle enerji arzının hızla eski seviyelere dönmesi bekleniyor. Bu durumda enerji fiyatlarında sert düşüş, enflasyonda gerileme, küresel büyümede güçlü seyir ve faiz indirimlerinin erkene çekilmesi gibi olumlu sonuçlar öne çıkıyor. Ayrıca, risk iştahının artmasıyla birlikte gelişmekte olan ülkelere sermaye girişlerinin hızlanabileceği ve doların zayıflayabileceği ifade ediliyor.
En yüksek olasılığa sahip olan baz senaryoda ise emtia arzında kademeli bir dengelenme öngörülüyor. Bu senaryoda küresel büyümede sınırlı bir yavaşlama, resesyon riskinin kontrol altında kalması ve enflasyon baskılarının devam etmesi bekleniyor. Dolayısıyla, gelişmiş ülke merkez bankalarının uzun süre sıkı para politikası duruşunu koruması tahmin ediliyor.
Türkiye ekonomisi için kritik varsayımlar arasında Brent petrol fiyatının yılın geri kalanında ortalama 80 dolar seviyesinde kalacağı öngörülüyor. Bu çerçevede TÜFE enflasyonunun yaz aylarına kadar %30’un üzerinde kalması, yıl sonu enflasyonunun %29 seviyesinde gerçekleşmesi ve faiz indirim sürecinin Eylül-Ekim dönemine ötelenmesi bekleniyor. Politika faizi için yıl sonu tahmini %34,5-35 aralığında yer alırken, kısa vadede faizlerin sabit kalması öngörülüyor. Ancak, rezerv gelişmelerine bağlı olarak 150-300 baz puanlık ek faiz artışı ihtimali de göz ardı edilmiyor.
Analizde Türkiye’nin 2026 yılı cari açık tahmini 35 milyar dolardan 55 milyar dolara yükseltilmiş durumda. Bu revizyonun temel nedenleri arasında enerji faturasındaki artış, emtia fiyatlarında %18-20 yükseliş varsayımı ve hizmet ile birincil gelir dengesindeki bozulma yer alıyor.
Daha düşük olasılıklı ancak etkisi yüksek olan senaryolar arasında “uzayan normalleşme” ve “arz şoku” öne çıkıyor. Bu senaryolarda enerji fiyatlarının yüksek kalması, küresel büyümenin zayıflaması ve enflasyonun kalıcı hale gelmesi bekleniyor. Ayrıca, merkez bankalarının faiz indirimlerini erteleyebileceği veya yeniden sıkılaşma sürecine girebileceği belirtiliyor. En kötü senaryoda ise küresel büyümede sert yavaşlama ve finansal piyasalarda riskten kaçış öne çıkıyor.
Türkiye varlıkları açısından enerji fiyatlarının seyri belirleyici olmaya devam ediyor. Olumsuz senaryolarda cari açıkta bozulma, enflasyonda yükseliş ve daha sıkı para politikası ihtiyacı gündeme gelebilir. Bu nedenle Türkiye varlıklarının jeopolitik gelişmelere yüksek duyarlılık göstermeye devam edeceği vurgulanıyor.
Borsa İstanbul’un performansı ise yılbaşından bu yana dolar bazında %19, TL bazında ise %24 değer kazanmış durumda. Endeks, MSCI Gelişen Piyasalar Endeksi’ne göre de daha iyi bir performans sergiliyor. Bu süreçte savunma, petrol ve gaz, kamu hizmetleri gibi sektörler öne çıkarken, bankacılık ve telekom sektörleri daha zayıf kalmış durumda.
2026 yılı için şirket kârlılığı beklentileri aşağı yönlü revize edildi. Sanayi şirketlerinde FAVÖK büyümesi %16’dan %7’ye, net kâr büyümesi %29’dan %13,8’e ve bankalarda net kâr büyümesi %30’dan %8,3’e çekildi. Analizde BIST-100 için hedef seviye 17.580 olarak belirlenirken, bu seviyenin yaklaşık %24 yükseliş potansiyeline işaret ettiği vurgulandı. Sektörel olarak petrol ve gaz, gıda ve perakende, hazır giyim öne çıkan alanlar arasında değerlendirildi.
Sonuç olarak, baz senaryo görece olumlu olsa da %35’lik olumsuz risk nedeniyle yatırımcıların temkinli kalması gerektiği vurgulandı. Bu çerçevede emtia ve enerji pozisyonlarının korunması, vade riskinin sınırlı tutulması ve hisse senetlerinde seçici olunması öneriliyor.




