Hazır giyimde yeni rota: Suriye ve Özbekistan ülkeleri

Yüksek maliyetlerle zorlanan Türk hazır giyim sektörü, fiyat odaklı üretimde Suriye ve Özbekistan’ı yeni işbirliği ve tedarik merkezleri olarak değerlendiriyor.

Artan işçilik ve üretim giderleri, Türkiye’de özellikle basic ve giriş segmentindeki hazır giyim üretimini zorlarken sektör firmaları yeni üretim merkezleri arıyor. Mısır’ın ardından Suriye öne çıkarken, güçlü tekstil altyapısı ve kamu destekleriyle Özbekistan da alternatif ülkeler arasındaki yerini güçlendiriyor.

TGSAD eski Başkanı ve TYH Tekstil İcra Kurulu Üyesi Ramazan Kaya, son dönemde her iki ülkeye de ziyaretler gerçekleştirdiğini belirterek Suriye’deki işçilik maliyetlerinin Mısır’ın altında kaldığını söyledi. Kaya’ya göre Suriye’nin Türkiye’ye yakınlığı, Halep’in Gaziantep ve Kahramanmaraş gibi önemli tekstil merkezlerine karayoluyla kısa sürede bağlanabilmesi ve geçmişten gelen üretim kültürü yatırım açısından dikkat çekici fırsatlar sunuyor. Özbekistan ise mevcut iplik, örgü, boya ve konfeksiyon kapasitesiyle fason üretim için elverişli bir seçenek oluşturuyor.

Suriye, fiyat odaklı üretimde öne çıkıyor

Kaya, son iki-üç yılda yaşanan maliyet artışlarının fiyat hassasiyeti yüksek ürünlerde yeni üretim merkezlerini zorunlu hale getirdiğini ifade etti. Bu süreçte ilk olarak Mısır’a yönelim yaşandığını belirten Kaya, Suriye’nin yeniden ekonomik sisteme dahil olmaya başlamasıyla birlikte coğrafi yakınlık ve geçmiş üretim deneyiminin yeni bir avantaj yarattığını dile getirdi.

Suriye’nin iç savaş öncesinde tekstil ve hazır giyim alanında önemli bir üretim geçmişine sahip olduğunu aktaran Kaya, ziyaretlerinde özellikle zanaatkârlık ve işçilik becerilerinin tamamen ortadan kalkmadığını gözlemlediğini söyledi. Türkiye’nin pamuktan ipliğe, kumaştan konfeksiyona uzanan entegre yapısıyla Suriye’nin iş gücü potansiyelinin birbirini tamamlayabileceğini belirtti.

Türkiye’den hammadde, Suriye’den işçilik

Suriye’nin en önemli üstünlüklerinden birinin lojistik yakınlık olduğunu vurgulayan Kaya, Halep’ten Gaziantep Havalimanı’na sınır geçişi dahil yaklaşık iki buçuk saatte ulaştığını kaydetti. Türkiye’nin önemli hammadde ve tekstil merkezleri arasında yer alan Gaziantep ile Kahramanmaraş’tan kumaş, iplik ve aksesuar tedarik edilerek Suriye’de özellikle fiyat odaklı ürünlerin emek yoğun aşamalarının yapılabileceğini söyledi.

Bu yaklaşımın, düşük fiyat segmentindeki üretimin Türkiye’den tamamen kopmasını önleyebileceğini belirten Kaya, tasarım, Ar-Ge, hammadde tedariki, müşteri ilişkileri ve üretim organizasyonunun Türkiye’de tutulduğu bölgesel bir model önerdi. Buna göre maliyet avantajı sağlayan emek yoğun operasyonlar ise yakın coğrafyadaki merkezlerde gerçekleştirilebilecek.

Kaya’nın verdiği bilgilere göre Suriye’de bir çalışanın aylık brüt maliyeti yaklaşık 300 dolar seviyesinde bulunurken Mısır’da bu tutar yaklaşık 400 dolara çıkıyor. Mısır’ın hammadde ve üretim altyapısı bakımından daha bütünleşik bir yapıya sahip olduğunu belirten Kaya, Suriye’nin avantajının düşük işçilik maliyetini Türkiye’nin güçlü tedarik ağıyla birleştirebilmesi olduğunu ifade etti.

Halep’te yeni sanayi alanlarının oluşturulmaya başladığını ve yatırımcılara arazi tahsis edildiğini aktaran Kaya, üretim tesislerinin kurulmasının inşaat süreçleri nedeniyle zaman alacağını söyledi. Buna karşın önümüzdeki birkaç yıl içinde bölgedeki kapasitenin belirgin şekilde artabileceğini öngören Kaya, Suriye’nin Türk hazır giyim sektörü için üç ila beş yıllık geçiş döneminde üretim merkezi işlevi görebileceğini dile getirdi.

Özbekistan’da mevcut kapasite değerlendirilecek

Özbekistan’ın Suriye’den farklı olarak mevcut üretim altyapısı üzerinden değerlendirileceğini belirten Kaya, Türkiye’de hazır giyim sektöründeki işçilik maliyetlerinin 1.200-1.300 dolar seviyelerine kadar çıktığını, Suriye, Mısır ve Özbekistan’da ise genel olarak 300-400 dolar bandında seyrettiğini söyledi. Bu farkın, fiyat duyarlılığı yüksek siparişlerin Türkiye’de üretilmesini giderek güçleştirdiğini ifade etti.

Özbekistan’ın avantajının yalnızca düşük işçilik giderlerinden oluşmadığını vurgulayan Kaya, ülkede pamuk, iplik, örgü ve boya alanlarında güçlü bir yapı bulunduğunu belirtti. Çok sayıda iplik fabrikasının örgü ve boyahane yatırımlarına yöneldiğini, bazı işletmelerin ise konfeksiyon kapasitesine sahip olduğunu aktaran Kaya, finansman ve kredi desteklerinin de yeni hazır giyim yatırımlarını teşvik ettiğini söyledi.

Türk firmalarının Özbekistan’da sıfırdan fabrika kurmak yerine mevcut üreticilerle ortaklık veya fason üretim modelini değerlendirmesinin daha doğru olacağını savunan Kaya, ülkede gerekli yatırımların büyük ölçüde yapılmış durumda bulunduğunu ifade etti. Özbekistan’ın üretim tesislerine karşılık müşteri ağı ve üretim organizasyonu konusunda eksikleri olduğunu belirten Kaya, Türk firmalarının müşteri portföyü, Ar-Ge birikimi ve sektörel deneyimiyle bu yapıyı tamamlayabileceğini kaydetti.

Türk şirketleriyle Özbek üreticiler arasında henüz geniş kapsamlı bir işbirliği dalgası başlamamış olsa da önümüzdeki dönemde daha fazla anlaşma yapılması bekleniyor. Kaya, Türkiye’nin üretimden bütünüyle çekilmek yerine bölgesel üretimi yöneten bir merkez konumunu güçlendirmesi gerektiğini belirtti. Tasarım, Ar-Ge, hammadde, kumaş, aksesuar ve müşteri ilişkilerinin Türkiye’de tutulduğu; emek yoğun ve fiyat odaklı üretimin ise Suriye, Mısır ve Özbekistan gibi merkezlerle desteklendiği modelin sektörün küresel rekabet gücünü koruyabileceğini ifade etti.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu