Jeotermal enerji için ABD’de 99 milyon dolarlık hamle
ABD Enerji Bakanlığı, yeni nesil jeotermal enerji projelerine 99 milyon dolar ayırdı. Destek, 21 proje üzerinden temiz elektrik kapasitesini artırmayı hedefliyor.
New York’ta düzenlenen İklim Haftası’nda veri merkezlerinin hızla büyüyen elektrik ihtiyacı gündemin önemli başlıklarından biri oldu. Tartışmalarda kısa vadede güneş enerjisi ve enerji depolama sistemlerinin açığı kapatabileceği, ancak önümüzdeki yıllarda doğal gaza olan talebin de artacağı görüşü öne çıktı. Buna karşılık jeotermal enerji, fosil yakıtlara alternatifler arasında henüz tam olarak değerlendirilmemiş bir seçenek olarak dikkat çekiyor.
ABD Başkanı Donald Trump yönetimi de bu alandaki potansiyeli göz ardı etmiyor. ABD Enerji Bakanlığı, 21 Eylül’de yeni nesil jeotermal sistemlerin geliştirilmesi için 99 milyon dolarlık finansman programı açıkladı. Enerji Bakanlığı Müsteşarı Kyle Haustveit, desteklenen projelerin ülke topraklarının altındaki jeotermal kaynakların kullanılmasını kolaylaştıracağını belirtti.
Jeotermal enerji bugün ABD’de kamu hizmeti ölçeğindeki elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 1’ini oluşturuyor. Yeni programın amacı ise daha geniş kaynaklara erişim sağlayan, güvenilir ve uygun maliyetli teknolojilerin önündeki teknik ve ticari engelleri azaltmak.
Fonun en büyük bölümü, yeni nesil teknolojilerle kullanılabilecek jeotermal kaynakların araştırılması ve değerlendirilmesi için seçilen 16 projeye ayrılacak. Beş proje ise bu teknolojilerin gerçek saha koşullarındaki performansını test edecek. Enerji Bakanlığı, elde edilecek verilerin özel mülkiyet altında tutulmayacağını ve Geothermal Data Repository üzerinden kamuya açılacağını bildirdi. Böylece sonuçların yalnızca destek alan sahalarda değil, sektör genelindeki yeni arama ve teknoloji çalışmalarında da kullanılması hedefleniyor.
Yeni nesil sahalar ve Project Obsidian
Projelerin finansman süreci henüz nihai sözleşmelerin tamamlanmasını beklerken, seçilen çalışmaların listesi kamuoyuyla paylaşıldı. Listede yer alan şirketlerden biri olan Quaise Energy, Oregon’un merkezindeki Project Obsidian için 25 milyon dolara kadar destek alabilecek. Şirket, bu girişimi dünyanın ilk ticari süper sıcak jeotermal enerji santrali olma hedefiyle tanımlıyor.
Quaise Energy’nin yaklaşımı, ülkenin farklı bölgelerindeki sıcak kayalardan sürekli ve temiz elektrik üretmeyi amaçlıyor. Şirket, Project Obsidian’dan elde edilecek verileri başka sahalarda uygulanabilecek bir modele dönüştürmek istiyor. CEO ve Başkan Carlos Araque, süper sıcak jeotermal teknolojiyi ticari bir gerçekliğe dönüştürme hedeflerinin saha projesiyle hayata geçirileceğini ifade etti.
Özel sektör yatırımları hız kazanıyor
Yeni federal destek paketinden pay alamayan bazı jeotermal girişimler ise özel yatırımcıların finansmanıyla ilerliyor. Bu şirketlerden Sage Geosystems, 2025’te ABD merkezli Ormat Technologies ile stratejik iş birliği yaptı. Ormat, bu yılın başlarında Sage’in 100 milyon dolarlık Seri B yatırım turuna ortak liderlik etti.
Sage, 22 Eylül’de teknolojisini Nevada’daki Ormat’a ait Blue Mountain jeotermal santralinde uygulayacağını duyurdu. Project Vector adı verilen çalışma, mevcut santral kapasitesi ve iletim hatlarına erişim gibi hazır altyapılardan yararlanarak daha hızlı devreye alınmayı hedefliyor. Sage, proje için gerekli verilerin bir bölümünü daha önce Teksas’ın güneyindeki bir sahada geliştirdi.
Şirketin geliştirdiği Geliştirilmiş Jeotermal Sistem, yer altındaki bir rezervuarda dolaşan akışkanın ısıyı yüzeye taşımasına dayanıyor. Yüzeye çıkarılan ısı daha sonra bir santralde elektriğe dönüştürülüyor. Sage, iki kuyulu sisteminin diğer geliştirilmiş jeotermal çözümlere kıyasla daha yüksek net elektrik üretimi ve daha düşük su kaybı sağlayabileceğini savunuyor.
Şirket, izin veya düzenleme süreçlerinde beklenmedik bir engel yaşanmaması halinde Blue Mountain sahasında sondaj çalışmalarına yıl sonundan önce başlamayı, elektrik üretimini ise gelecek yıl devreye almayı planlıyor. Tam kapasiteye ulaşılması için hedeflenen tarih 2028. Bu takvim, türbin tedarikindeki sorunlar nedeniyle yeni doğal gaz santrallerinde beş yılı aşabilen bekleme süreleriyle karşılaştırılıyor.
ABD enerji politikasında jeotermal ayrımı
Trump yönetiminin yenilenebilir enerjiye yaklaşımı, rüzgar ve güneş projelerine yönelik mesafeli tutum nedeniyle jeotermal enerji açısından farklı bir görünüm ortaya koyuyor. Yönetimin “Amerikan Enerji Hakimiyeti” politikası fosil yakıtları ve nükleer enerjiyi öne çıkarırken biyokütle, hidroelektrik ve jeotermal kaynakları da tamamen dışlamıyor.
ABD Enerji Bakanlığı’nın uzun yıllara yayılan araştırma ve geliştirme çalışmaları, petrol sahası hizmetleri sektöründen alınan yöntemler, gelişmiş arama teknikleri ve daha hızlı sondaj sistemleriyle destekleniyor. ABD Jeoloji Araştırmaları Kurumu, Nevada’nın büyük bölümünü kapsayan Great Basin bölgesinde yaklaşık 135 gigavatlık geri kazanılabilir jeotermal potansiyel bulunduğunu değerlendirdi.
Trump’ın jeotermal enerjiye yönelik yaklaşımı, 2024 seçimlerinin ardından Enerji Bakanlığı için Chris Wright’ı aday göstermesiyle de dikkat çekti. Wright, daha önce petrol sahası hizmetleri şirketi Liberty Energy’nin üst yöneticiliğini yürütmüştü. Liberty Energy, Wright’ın görev döneminde jeotermal girişim Fervo Energy’ye 10 milyon dolar yatırım yaptı.
ABD Hava Kuvvetleri de tesislerinde enerji güvenliğini ve dayanıklılığını artırmak amacıyla jeotermal kaynaklara yöneliyor. Ayrıca bazı eyalet başsavcılarının açtığı davalarda yer alan bilgilere göre jeotermal projeler, tartışmalı açık deniz rüzgarı kira sözleşmelerinin geri satın alınmasına ilişkin program kapsamında onaylanan girişimler arasına dahil edilmiş olabilir.
Görsel: Quaise Energy’nin Project Obsidian projesi, ABD Enerji Bakanlığı’nın yeni nesil jeotermal tesis ve arama çalışmalarına ayırdığı 99 milyon dolarlık fondan yararlanacak 21 proje arasında yer alıyor.




